Ve Dağlar Yankılandı
"Kilometrekareye binlerce trajedi düşüyordu..."
Uçurtma Avcısı romanı ile tüm dünyanın tanıdığı ve merakla takip ettiği bir yazar olan Khaled Hosseini, şimdi de yeni romanı "Ve Dağlar Yankılandı" ile okuyucularının karşısında.
Khaled Hosseini yeni romanında Abdullah ile Peri'nin hikayesini anlatıyor. Annesiz iki küçük kardeştir Abdullah ve Peri. Babalarının ise tek amacı vardır, çocuklarına daha iyi bir hayat sunabilmek. Birbirlerine ölesiye bağlı iki kardeşin başına gelenler, bir babanın yaptığı fedakârlıklar ve hayatın getirdiği ihanetleri okurken yine çok duygulanacak ve göz yaşlarınıza hakim olmakta zorlanacaksınız.

Abdullah ve Peri fakir bir ailenin çocuklarıydı. Birbirlerine olan sadakat ve bağlılıkları ise tek mutluluk kaynaklarıydı. Peri'nin annesi onu doğururken kan kaybından ölmüştür. Bunun üzerine babası yeniden evlenmiş ve bu evlilik ile çocukların hayatı da tamamen değişmiştir. Yeni karısının kardeşi zengin ama çocukları olmayan bir çiftin yanında çalışmaya başlamıştır. Peri ve Abdullah'ın geri kalan hayatı da bugünden sonra tamamen değişecektir.
Peri'yi bu zengin aileye evlatlık olarak verirler. Abdullah, Peri'den ayrılmamak için çok çabalar fakat daha sekiz yaşındadır ve elinden hiç bir şey gelmez.

Peri'nin ailesini tamamen unutması için ailesi ile görüşmesi de kesin olarak yasaklanır. Hatta evde hizmetli olarak çalışan üvey dayısını bile akraba olarak bilmez. Dayısı onun için sadece bir hizmetkârdır.
Peri bir süre sonra yeni babasının hastalanması ile annesi Bayan Wahdati ile birlikte Paris'e gider. Annesi, Peri ile pek ilgilenmediği için Peri de zamanının büyük bir kısmını dersleri ve öğretmenleri ile geçirmeye başlamıştır. Zamanla geçmişine dair her şey ufak ufak silinmeye başlamıştır.
Peri büyümüş genç bir kız olmuştur. Ne var ki annesinin sorumsuz ve sağlıksız yaşamı onu uzun süre hayatta tutamamış ve genç yaşta o da hayatını kaybetmiştir. Annesinin eşyalarına bakarken ona ait bir sağlık raporu dikkatini çeker. Annesi gençken geçirdiği bir hastalık nedeni ile rahmini aldırmıştır. Bunun anlamı da Peri'nin evlatlık olduğudur. Peri bunu öğrenince bir şok geçirir ama asıl şokun nedeni kendisini zaten bu aileye ait hissetmediği düşüncesinde haklı oluşudur. Geçmişini araştırmak ister fakat bu sırada hamile olduğunu öğrenir. Bunun üzerine araştırma işini erteler ve ileride doğacak iki çocuğu ile birlikte hayatın akışına kapılarak bir türlü geçmişini araştırma fırsatını bulamaz.

Peri bir gün bir telefon alır ve hizmetkâr olarak bildiği Nebi dayısının öldüğünü öğrenir. Ölmeden önce ona bir mektup bırakmıştır.
Peri mektubun tamamını telefonda dinlerken tüm gerçekleri öğrenecektir. Abdullah adında bir abisinin olduğunu öğrenir ve onu bulmak için bir zamanlar yaşadığı kasabaya geri döner.
Abdullah tüm hayatı boyunca Peri'yi aramış fakat bulamamıştır. Daha sonra evlenmiş ve bir kızı olmuştur. Kızının adını da Peri koymuştur. Peri abisini bulduğunda Abdullah artık çok hastadır ve konuşulanları bile anlayamayacak, kimseyi tanımayacak durumdadır. Abdullah'ın durumu daha da kötüye gidince onu bir huzur evine yerleştirirler. Eşyalarını karıştırırken de Abdullah'ın kardeşine bıraktığı notu bulurlar. Notta Abdullah'ın yıllardır içini yakan kardeşinin eksikliğinin acısı vardır.
