Sultanı Öldürmek
"Hayatı ciddiye almayanları, hayat da ciddiye almaz."
Müştak Serhazin ve yirmi bir sene önce bir veda mektubu bırakarak kendisini terk eden Nüzhet Özgen; ikisi de artık altmışlı yaşlarında olan saygın tarih profesörleridir. Müştak Hoca kendi halinde ve hırsları olmadan araştırmalarını yapan, Nüzhet Hoca ise sürekli kendisini aşmak için çabalayan ve toplumun ne düşüneceğini önemsemeden sadece tarihi gerçeklerin gün yüzüne çıkması için çabalayan bir akademisyendir.

Şişli'de Hanımefendi sokaktaki Sahtiyan apartmanında oturan Nüzhet, yirmi bir sene önce Müştak'ı bırakarak gittiği Chicago'dan bir tez araştırması için İstanbul'a geri gelmiştir. Telefonla aradığı Müştak, Nüzhet'in sesini duyunca hem heyecanlanmış hem de yine İstanbul'da olduğu için şaşırmıştır. Nüzhet, akşam için Müştak'ı evine yemeğe davet etmiş ancak ilerleyen saatlerde Müştak yine psikojenik füg ataklarından birini geçirmiştir. Bu ataklar sırasında kendinde olmuyor ve atağın sürdüğü saatler boyunca ne yaptığını hatırlamıyordur. Bilinci yerine geldiğinde kendisini Sahtiyan apartmanının içinde ve Nüzhet'in daire kapısının önünde bulmuştur. İlginç bir şekilde açık olan kapıdan içeri girdiğinde, Nüzhet'i salonda bulunan berjer koltuğun üzerinde, boynuna saplanmış bir Fatih Sultan Mehmed tuğralı mektup açacağı ile öldürülmüş bir halde bulur. Ne yapacağını şaşıran Müştak, Nüzhet'in boynundaki mektup açacağını çıkartıp yanına alarak korku ve panik içinde evden çıkıp gider. Katilin kim olduğu sorusu Müştak'ın beynini kemiren bir canavara dönüşür. İki ihtimal vardır; ya atak sırasında ne yaptığını bilmeden kendisi Nüzhet'i öldürmüş ya da Nüzhet bir başkası tarafından öldürülmüştür. Peki katil kendisi değilse kimdir?

Müştak'ın katili arayışı sırasında hem kendisinden hem de üniversitedeki hocası Tahir Hakkı'nın ağzından altıncı ve yedinci Osmanlı Hükümdarları II.Murad ve oğlu II.Mehmed'in yaşamları ve ölümleri hakkındaki gizemleri öğreniyoruz. II.Murad savaşlardan yorulmuş, entrikalardan bıkmış, üstelik çok genç yaşta bir suikasta kurban giden en sevgili oğlu Alaeddin Ali'nin acısıyla perişan olmuş biridir. Kim yaptırdı bilinmez ancak Kara Hızır Paşa, Alaeddin Ali'nin soyunu kurutmak istercesine iki küçük oğluyla birlikte Alaeddin Ali'yi de boğarak öldürmüştür. Büyük oğlu Ahmet Çelebi ve diğer evlatlarının arasında sadece hayatta kalan II.Mehmed olmuştur. II.Murad vasiyetinde Bursa'da yatmakta olan en sevdiği oğlu Alaeddin Ali'nin kabrinin yanına koymalarını ve kendisinden sonra evladından, soyundan hiçkimsenin yanına konmamasını istemiştir. Böylece Osmanlı'nın ilk başkenti olan Bursa'ya gömülen son padişah II.Murad olmuştur. Tek bir kez bile sevgiyle yüzüne bakmadığı II.Mehmed ileride büyüyecek ve Fatih olacaktır. II.Murad'ın oğlu Mehmed'i sevmemesi rivayete göre Mehmed'in annesi yüzündendir. Çünkü diğer oğullarının anneleri Türkmen Beylerinin kızları iken Mehmed'in annesi devşirme bir cariyedir. Bu yüzden de hiçbir belgede adı dahi geçmemektedir. Hatta II.Mehmed, Fatih olduktan sonra bile annesinin mezarının taşına ismini yazdırıp yaptırma gereği görmemiştir. II.Mehmed bu şekilde büyürken saray entrikalarına da şahit olacaktır. Orhan Gazi'den beri padişahlara sadrazamlık yapan Türk soyundan ve Çandarlı ailesinden gelen Çandarlı Halil ile Zağanos Paşa ve Şahabeddin Paşa gibi kapıkulları arasında acımasız kavgalar gerçekleşmiştir. II.Mehmed, 12 yaşında ilk olarak tahta çıktıktan sonra Çandarlı Halil Avrupa'da bir Haçlı ordusunun oluşup Osmanlı'ya savaş açmasına zemin hazırlamış ve II.Murad'ın mecburen payitahta geri gelmesini sağlamıştır. Varna'da dillere destan bir zafer kazanarak Osmanlı'nın Avrupa'daki varlığını tescilleyen II.Murad'dan sonra II.Mehmed'in işi iyice zorlaşmıştır . Ancak II.Murad'ın henüz kırklı yaşlarının başında aniden ölümü üzerine 19 yaşındayken II.Mehmed yeniden tahta geçmek zorunda kalmıştır. Şimdi artık II.Mehmed'in dönemidir. Yaşına göre gereğinden çok daha fazla olgun, sakin ve sabırlı olan II.Mehmed hiçbir kararında acele etmez. Çünkü bilir ki öfke geçici, taht kalıcıdır. Öfke, altın tahtı, akılsız hükümdara mezar yapardı, doğru siyaset ise akıllı padişahın adını, tarihe altın sayfalarla yazdırırdı. Bu yüzden sadrazamı, kendisine yaptıkları yüzünden değil, ideallerinin önünde bir engel olduğu için halletmesi gerekiyordu. Kendisine sürekli entrikalar çeviren Çandarlı Halil'i yok etmek ister ancak bunu hemen yaparsa karşısına birçok insanı alacağını bilir, bu yüzden hem halkın hem sarayın kendisini kabul etmesini sağlayacak ve babasının elde ettiği zaferlerden çok daha büyük bir zafere ihtiyaç duymaktadır. Konstantinopolis'in fethi. Fatih Sultan Mehmed Konstantinopolis'i aldıktan sonra ilk icraatleri arasında Çandarlı Halil'i astırmak gelecektir. Oysa Çandarlı Halil'in güvendiği, yeniçerilik gibi Osmanlı'yı hakiki bir devlet kurumuna yükselten askeri ve sivil teşkilatları oluşturan dedesi Kara Halil paşa gibi atalarının yaptıklarından dolayı kendisine zarar gelemeyeceğiydi.
