İzafiyet ve Kuantum Fiziği
"KÖTÜLÜK ATOMLARDA DEĞİL, İNSANIN RUHUNDADIR."
Yirminci yüzyılın en büyük bilim adamı olan Albert Einstein, ününün birçoğunu izafiyet (görelilik) kuramına borçludur. 1905'te formülünü ortaya koyduğu özel görelilik kuramı ve 1915'te formüle ettiği genel görelilik kuramı beraberinde yeni ufuklar getirmiştir.
ÖZEL İZAFİYET TEORİSİ
1.Varsayım : Işığın hızı, hangi hızla hareket ediyorlarsa etsinler herkes için aynıdır.
2.Vaysayım : Fizik kanunları, hangi hızda hareket ediyosa etsin herkes için aynıdır.
Örneğin Biff bir kamyonun kasasında ve Buffy'de yol kenarında oturuyor olsun. Biff kamyonun içinde elindeki bir ışığı tavanda bulunan aynaya doğru tutsa sadece ışığın yukarı ve aşağı doğru hareketini görür. Ancak çok hızlı giden bir kamyonun dışında bulunan Buffy, ışığın üçgen bir formda yukarı ve aşağı doğru hareket ettiğini görür. Birinci ve ikinci varsayımlar dikkate alındığında ışığın hızı hep sabit olacağından ve Hız = Yol / Zaman olduğundan Buffy'nin gördüğü yol daha uzun olduğu için zaman da Biff'e göre daha uzun olacaktır. Yani zaman görelidir (izafidir). Multak değildir.

İzafiyette bir bakış açısından diğerine ölçümleri ilişkilendirdikçe zaman ve uzay iyiden iyiye birbirine karışır. Bundan dolayı fizikçiler uzay ve zamanı farklı şeyler olarak düşünmezler. Bunun yerine fizikçiler uzay-zaman kavramını kullanırlar.
Ayrıca özel izafiyet teorisindeki özel kelimesinin anlamı şudur. Bu teori sadece birbirlerine göre sabit hızla hareket eden gözlemcilerin yaptığı ölçümleri ilişkilendirmede kullanılabilir. Bu sınırı kaldırırsak genel görelilik teorisini tarif etmiş oluruz.
KUANTUM MEKANİĞİ
Maddenin dalga benzeri doğasıyla karşı karşıya kalınca fizikçiler kuvvetlerin etkisi altındaki parçacıkların hareketini Newton'un zamanında yapıldığı gibi analiz edemeyeceklerini anladılar. Büyük parçacıklar için, mesela kediler, köpekler için, dalga benzeri özellikler fark edilebilir değildir. Bunlar için eski kurallar hâlâ geçerlidir. Ancak maddenin dalga benzeri özelliklerinin önemli olduğu çok küçük parçacıklar için eski yöntemler artık yeterli değildir. Kuantum mekaniği bu sorunu çözmek için icat edildi. Mesele şu ki kuantum mekaniğinin ortaya koyduğu şeyler çoğumuza çok tuhaf geliyor. Kuantum mekaniği hesaplamalarından çıkan sonuçlar kesinliklerden ziyade olasılıklardır. Bir parçacığın nerede olduğunu kesinkes söyleyemezsiniz, uzaydaki belli bir bölgede nerede olduğuna dair olasılıkları belirleyebilirsiniz ancak.
Örneğin bu durumu resimde görülen bir dağın yamacındaki evlere benzetebiliriz. Bir insan bu evlerden birinde yaşayabilir ama aralarında yaşayamaz. Hangi evde yaşayacağını da kesin bilemeyiz ancak tahmin edebiliriz. Çok enerjisi olan biriyse yükseklerdeki evi tercih edebilir, az enerjisi olan biriyse alçaktaki evlerde yaşamak isteyecektir.

KISA KISA
Fiziğin temel kanunlarından biri, enerjinin korunumu yasasıdır. Bunun anlamı, enerjinin üretilemeyeceği ve yok edilemeyeceğidir. Aynı şekilde nesneleri hareket ettirme yeteneğine sahip olan şey de enerjidir.
Evrende yüzden biraz fazla sayıda çeşit atom bulunmaktadır. Her bir atom çeşidine element denir. Bunlar çekirdeklerinin büyüklüğüne, daha doğrusu çekirdeğindeki proton sayısına göre birbirinden ayrılırlar. Örneğin hidrojen atomunun 1 protonu varken, uranyum 92, karbonun 12 protonu bulunur.
