Fahrenheit 451
"KİTAPLAR BİR TÜR DEPO GİBİDİR VE BİZ ONLARDA UNUTACAĞIMIZDAN KORKTUĞUMUZ ŞEYLERİ SAKLARIZ."
Kitap okuyarak dünyamızı, tarihimizi ve en nihayetinde kendimizi keşfederiz. Bitmek tükenmek bilmez bir yolculuktur okumak. Ve bu yolculukta en değerli, en gerçek dostlarımız kitaplardır. İşte bu yüzden, bir insanın değeri okuduğu kitaplarla ölçülür demiştir filozof. İyi birer tedavi yeridir. Hem aklımızın, hem de ruhumuzun ilacı onların içinde saklıdır. Dolu dolu yaşama kaynaklarıdır. Yoklukları da aynı şekilde yaşam kaynağının tükenmesi anlamına gelebilir.
Ray Bradbury'nin 1953 yılında yazdığı hikâyelerden derlenerek oluşan başyapıtı Fahrenheit 451, ilerleyen teknolojinin etkisinde kalarak kitap okumayı bırakan bir toplumun gerilemeye yüz tutmuş insanlığını distopik bir şekilde anlatıyor.
1966 yılında sinemaya uyarlanan eser, 1988 yılında da operada sahne alarak ününe ün katmıştır. Bu arada kitabın ismi olan Fahrenheit 451'in anlamı da yine kitaplardan geliyor. Kitap kâğıtlarının yanıp tutuştuğu ısı derecesini ifade ediyor.

Hikâye
Günümüzden yaklaşık 500 yıl sonrasında bir zamanlar kitap bulundurmak ve okumak yasaktı. Bulunan kitaplar itfaiyeciler tarafından yakılarak yok ediliyordu. Guy Montag da bu itfaiye erlerinden biriydi.
Her gün kitap tespit edilen evleri yakarak toplumun mutluluğunu sağlardı. Çünkü düşünmek insana acı veren bir şeydi ve kitaplar da insanı düşünmeye zorluyordu. Düşünmeyen, eğlenen insanlar ise mutlu idi. Bu yüzden Montag da görevini severek ve istekli bir şekilde yerine getiriyordu.
Ta ki bir gece yarısı Montag'ın karşısına aniden çıkan Clarisse ile tanışana kadar.
Clarisse sorgulayan ve düşünen birisidir. Montag'ın da yaptığı işi sorgulamasını ve düşünmesini ister. Ona, "Eskiden itfaiyecilerin yangın çıkartmayıp yangınları söndürdüğünü biliyor muydun?" diye sorar. Eskiden insanların korkusuzca nasıl yaşadıklarını anlatır ona. Alıştığı düzenin, içine sokulduğu kalıpların dışına çıkmasını sağlar.
Ta ki en sonunda Montag bulduğu bir kitabı okuyana kadar.
O günden itibaren artık Montag'ın hayatında yanlışlarla doğrular yer değiştirir. İşini, eşini, yaşayışını, her şeyi yeni bir gözle değerlendirir. Artık o da okuyacak ve gerçekleri öğrenecektir. Ancak bu suçu işlemeye ne kadar devam edebilecek ve peşine düşen polislerden kaçabilecek midir?
